Hiçlikten Hepliğe Neyzen Tevfik Kolaylı


Yayınlama: 3 ay önce

Okuma süresi: 3 dakika

Yeni nesiller onu sosyal medyada lafı gediğine koyan dörtlükleri ile tanıdı. Türk edebiyatında daha çok taşlamaları ile bilinen bir neyzen ve hiçliğin şairidir o.

Gülhane Parkı içinde derme çatma, küçük bir baraka...

Gece, saatler ilerledikçe daha bir ıssızlaşmaktadır çevre. 

Yalnız, yakınlarda bekçi düdüklerine karışan sarhoş öksürükleri ve naralar duyulmaktadır inceden... 

Barakanın kapısı hafif bir gıcırtıyla açılır. 

Adam dışarıdan gelmektedir.

Derken, yıkıldı yıkılacak iki köhne bina gibi birbirine dayanmış bir şekilde geçmekte olan iki akşamcı düşe kalka yaklaşırlar barakanın kapısına doğru...

İçlerinden biri önce şöyle bir doğrulur ve "Üstad be!" der.


- Üstad be, hadi bir üfleyiver şu merete de kafayı iyice bir bulalım...


Barakadaki adam samimi, içten bir kaç küfür savurur önce ve içeriye buyur eder bu iki sarhoş misafiri. 

Önce gazete kağıdına sarılı bir şişe çıkartır, önlerine koyar ve sandığın içinden de hayat arkadaşı neyini alarak yanlarına oturur. 

Adam derinden gelen şehvetli bir arzu ve aşk ile öyle bir üfler ki neye... 

Ömürden giden her nefes, ağlar adeta o ney sesinde...

Gülhane Parkı'nda bir ceviz ağacı olan Nazım da farkındadır bunun, polis de...

O adam ki hayatı saraylar, yıkıntılar, zengin sofralar, açlık, ünlü insanlar, salaş meyhaneler arasında geçmiş bir garip Neyzen'den başkası değildir.

Kendine "hiç" adını yakıştırmış büyük meczup...

Neyzen Tevfik Kolaylı...

***

Sadrazam Talat paşa, bir gün Neyzen Tevfik'e devlet dairelerinden birinde katiplik önerir. Neyzen Tevfik:

- Katip olacağım da ne olacak? diye sorar.

Teşekkür beklerken böyle bir soru ile karşılaşınca şaşıran Talat paşa, memurluk katlarını alttan üste sıralar:

- Önce şu ,sonra bu, sonra...

Neyzen'in hala hoşnut olmadığını sezince de, şöyle sürdürür:

- Daha sonra vekil, nazır, kim bilir belki de sadrazam...

Neyzen'in yanıtı yine bir soru olur:

- Ya sonra?

Talat Paşa, bir an duraksar:

"Sonrası" padişahlıktır çünkü ister istemez: "Hiç!" der Talat Paşa.

Bu yanıt karşısında güler ve şöyle der Neyzen Tevfik:

- Ben bugün de Hiç'im ! Sonu "Hiç" olduktan sonra, onca zahmete ne gerek var?

***

Türk edebiyatının taşlama türünün en önemli temsilcilerinden biridir Neyzen Tevfik.

Ney, mey ve şiirdir O'nun hayatını özetleyen üç kelime...

Ömrü boyunca toplum kurallarının dışında bir yaşam sürdürmüş, "paraya pula, kılığa kıyafete önem vermeyen tavrı, dürüst ve vatansever yapısı, harabat alemlerinden, akıl hastanelerinin kasvet dolu odalarına, muhteşem dekorlu saray koridorlarına kadar sevilmiş ve sayılmıştır" Neyzen... 

Mevlana'nın dergaha soktuğu neyi, dergahtan alarak halkın ayağına kadar taşımıştır.

Yine çok sevdiği ve hocası bildiği Mehmet Akif'e söz verip, "bir daha meyhaneye ayak basmayacağına" yemin ettikten sonra, at sırtında meyhaneye gelip, meyhanede ayak basmadan demlenecek kadar sözüne sadık bir kişidir.

Kaç dünya ederdi ki

Anası satılmış

Karlı bir kış akşamı Neyzen'in

İki tek atabilmek için

Eskiciye sattığı palto...

***

Neyzen Tevfik'in alkol tedavisi için sık sık Bakırköy Akıl Hastanesi'ne düştüğü bilinir. 

Yine böyle bir tedavi sonucu şair başhekim Mazhar Osman tarafından bir daha alkol kullanmaması önerisiyle taburcu edilir. Neyzen de söz verir başhekime. Ne varki huylu huyundan vazgeçemez. Bir akşam Galata Köprüsü'nde Mazhar Osman'la Neyzen karşı karşıya gelirler. Mazhar Osman, gözünü Neyzen'in elindeki büyük rakıya dikmiştir. Hiddetle:

"Nedir o? Hani bir daha içmeyecektin? Dök bakalım şişenin içindekini!" diye bağırır.

Neyzen, yaramaz çocuk edasıyla boynunu bükerek:

"Hepsi benim olsa kolay. Arkadaşla ortak aldık. O yüzden dökemem."

"O halde yarısını dök!" diye ısrar eder Mazhar Osman.

Neyzen, gayet kendinden emin yanıt verir:

"Yarısını da dökemem. Çünkü benim payım alttaki!" 

***

Yaşamı binbir fukaralıkla geçen Neyzen'in 51 yaşlarında İstanbul Belediye'sinin bağladığı yardım aylığını saymazsak başka düzenli hiç bir geliri olmamıştır. 

Neyzen Tevfik 28 Ocak 1953'te yumar gözlerini hayata. 

Cenazesi Beşiktaş'ta Sinan Paşa Camii'nden kaldırılır. 

Caminin avlusundan taşan kalabalık; ana caddeleri, kahveleri, yolun karşısındaki Barbaros Bulvarı'nı doldurur. 

Emekli memurların, milletvekillerinin, doktorların, profesörlerin yanı sıra sarhoşlar, sokak serserileri bir arada uğurlarlar Neyzen'i...

Bir "hiçlikten hepliğe..."


2007

Ömür Bingül


Yorumlar

Yorum Yap

Benzer İçerikler
  • Adressiz Bir Mektup
    Adressiz Bir Mektup

    Islıkla Çalınan TangoTakvimler 2 Mayıs 1925'i gösterirken, Kız Kulesi'nin, o mat renkli kışlığını çı..

Neyzen Tevfik edebiyat şiir kim kimdir sözler