Atatürk'ün daha önce hiçbir yerde okumadığınız Nüfus Sayımı hikayesi


Yayınlama: 8 ay önce

Son güncelleme: 8 ay önce

Okuma süresi: 3 dakika

Atatürk'ün, nüktedanlığına şapka çıkartılacak ve muhtemelen daha önce hiçbir yerde okumadığınız az bilinen Nüfus Sayımı hikayesini yazdık...

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün pek bilinmeyen yönlerinden biri de onun espiri anlayışı ve ne kadar nüktedan olduğudur.

Hepimiz O'nu ders kitaplarımızdan, gazetelerden, televizyonlardan veya internetten tanıdık.

Fotoğraflarda kimi zaman Anafartalar Cephesi'nde derin derin düşünürken, kimi zaman da köylü bir vatandaşı pürdikkat dinlerken gördük ve sevdik.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü şahsen görüp tanışmamış olsak da tüm o fotoğraflar ve hakkında yazılan kitaplar sayesinde hakkında pek çok bilgi sahibi olabildik.

Peki Atatürk'ün pek bilinmeyen yönleri nelerdir?

O'nun hakkında her ne kadar bir çok bilgi sahibi olsak da tozlu raflar arasında sıkışıp kalmış pek çok kitapta hakkında yazılmış ve günümüze kadar taşınmış öyle çok hikaye var ki...

Bu hikayelerden biri de Atatürk'ün sanata, edebiyata, şaire ve şiire ne kadar önem verdiğinin yanısıra nüktedanlık ve espiri anlayışına ışık tutacak ve yarınlara kaynak olacak Nüfus Sayımı hikayesi...

İşte bugün burada sizlerle paylaşmak istediğimiz ve ihtimal odur ki daha önce hiçbir yerde okumadığınız Atatürk'ün Nüfus Sayımı hikayesi...


Rivayet odur ki Yemen Valisi İsmail Hakkı Paşa'nın oğlu olan Celal Sahir Erozan, şiir yazmaya henüz küçük bir çocukken başlar. 

Dokuz yaşındayken güzel şiir okuduğu için II. Abdülhamit’in dikkatini çeker, zaman zaman sarayda padişahın konuğu olur, ona şiirler okur.

Hatta bir "Liyakat Nişanı" ile ödüllendirilir.

1903'te Hariciye Nezâreti'nde görev yapan Şair Erozan, 1907 sonrasında Kabataş ve Mercan Liseleri'nde edebiyat öğretmenliği de yapar.

Türk Dil Kurumu'nun dört kurucu üyesinden biri olur ve böylece uzun süredir savunduğu dilde sadeleşme eyleminin yapıcıları arasında yer alır.

İşte o yıllarda Atatürk'ün yakın ilgi gösterdiği ve zaman zaman da sofrasında konuk ettiği Celal Sahir'i mekanına davet ederek sohbete başlarlar. 

Ondan son yazdığı bir şiirini okumasını ister. 


Şair şiirini okur:


"Boş, boş, boş... 
Sokaklar boş, 
Meydanlar boş, 
Dükkanlar boş, 
Her taraf boş, 
Ufuk boş, 
Toprak boş..."


Atatürk, şiirin bir yerinde dayanamayarak söze girer: 


- Ne o Sahir, bu şiiri nüfus sayımı gününde mi yazdın? 


Hikaye böyle...

Atatürk daha sonra takip eden yıllardan birinde bugün bile hala aklımızın daima bir köşesinde olan ve sanat söz konusu olduğunda mırıldanmadan edemediğimiz o unutulmaz sözünü kaleme alacaktır.

"Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir."

Son olarak sözü küçük bir soruyla teslim etmiş olalım.

Ulu Önderimiz Atatürk'ü genç dimağlara farklı şekillerde kazımaya ve hatıralarını silip yok etmeye çalışanlar, onun kültüre, sanata bu derece bağlılığı ve şairlere olan yakın ilgisinden nasıl bir sonuç çıkarıyorlar acaba? 


Yorumlar

Yorum Yap

Benzer İçerikler
  • Adressiz Bir Mektup
    Adressiz Bir Mektup

    Islıkla Çalınan TangoTakvimler 2 Mayıs 1925'i gösterirken, Kız Kulesi'nin, o mat renkli kışlığını çı..

Atatürk Nüfus Sayımı Mustafa Kemal