Kelime: Gem

Anlamlar:

1. Atı yönlendirmek için ağzına takılan demir araç

Özelliği / Tipi / Türü: Isim

Örnek: "Kadın dizginleri çekmek istedi fakat hırçın hayvan sert bir boyun hareketi ile gemini kurtardı."

"Haldun Taner"


Gem eş anlamlısı

Gem hakkında eş anlamlı kelimeler

Gem eş anlamlısı

gem kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!


Gem zıt anlamlısı

Gem hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler

Gem zıt anlamlısı

Gem kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!


Gem ile ilgili 2 örnek cümle

"Gem" kelimesini bir cümle içinde kullanmak gerekirse, aşağıdaki cümleler gerçek veya mecaz anlamı ile "Gem" kelimesinin cümle içinde kullanımına örnek gösterilebilir.

1. Delikanlı sevgisine gem vurmak istemiyordu

2. Ona gem vurmak kolay mı, artık büyüdü


Diğer dillerde Gem

İngilizce: Bit

Spanish: Trozo

German: Gem

French: Bit

Italian: Bit


Gem ile ilgili atasözleri

Gem ile ilgili atasözleri

Aşağıda Gem hakkında ve içinde Gem kelimesi geçen, Gem ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.

Atasözü: bir ev (gemi) donanır, bir kız (çıplak) donanmaz

Anlamı: bir kızı donatmak, bir ev düzmekten daha güç, daha masraflıdır.

Atasözü: gem almayan atın ölümü yakındır

Anlamı: söz dinlemeyen hırçın kişi, davranışının büyük zararını görür.

Atasözü: gemisini kurtaran kaptan

Anlamı: güç bir duruma düşüldüğünde ne yapıp edip kendisini veya yakın çevresindekileri kurtaranlar için söylenen bir söz.

Atasözü: her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez

Anlamı: olaylar herkesin istediği biçimde meydana gelmez.

Atasözü: iki kaptan bir gemiyi batırır

Anlamı: bir işi iki kişi yürütemez.

Atasözü: Karadeniz'de gemilerin mi battı?

Anlamı: çok düşünceli ve durgun görünen kimseler için kullanılan bir söz.

Atasözü: köpeğe gem vurma, kendini at sanır

Anlamı: kendisine değeri varmış gibi davranılan değersiz kişi, gerçekten değeri bulunduğuna inanır.

Atasözü: kuma gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş

Anlamı: bir erkeğin karıları birbirleriyle anlaşabilirler ancak kardeşlerin karıları geçinemezler.

Atasözü: lafla peynir gemisi yürümez

Anlamı: şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz.

Atasözü: ortak gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş

Anlamı: bir erkeğin karıları birbirleriyle anlaşabilirler ancak kardeşlerin karıları geçinemezler.

Atasözü: tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur

Anlamı: akıllı işçi, beceremeyeceği yönetim işine el atmaz.

Atasözü: tevekkelin gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez)

Anlamı: gereken tedbirleri aldıktan sonra daha fazla titizlik göstermeyip sonucu Tanrı’nın dileğine bırakan kimse rahat eder.


Gem ile ilgili deyimler

Gem ile ilgili deyimler

Aşağıda Gem hakkında ve içinde Gem kelimesi geçen, Gem ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.

Deyim: ağzına gem vurmak

Anlamı: susturmak, söyletmemek.

Deyim: (bir şeyi) gözü gibi sakınmak (saklamak veya esirgemek)

Anlamı: bir şeye aşırı ilgi göstermek, önemle bakıp korumak: 'Doğru, hakları vardı, koskoca sandalıyla da beraber gömemezdiler ama çok sevdiği, gözü gibi esirgediği ağlarıyla gömebilirlerdi.' -S. F. Abasıyanık.

Deyim: (birinin) gemisi şapa oturmak

Anlamı: iş, düzelemeyecek kadar bozulmak.

Deyim: eğri gemi doğru sefer

Anlamı: 'kullanılan araç yetersiz ancak yapılan iş isteğe uygun' anlamında kullanılan bir söz.

Deyim: gem almak

Anlamı: at, alışıp hizmete elverişli duruma gelmek.

Deyim: gem almamak

Anlamı: söz dinlememek.

Deyim: gem vurmak

Anlamı: 1) hayvanın ağzına gem takmak; 2) mec. her türlü taşkınlığı, isteği, hevesi vb.ni engellemek: 'Senin bütün emellerin, azgın kalbinden korktuğun, ona gem vurmak istediğin içindir.' -P. Safa.

Deyim: gemi azıya almak

Anlamı: 1) at, gemi azıları arasına alıp etkisiz bırakarak süvarisinin yönetiminden çıkmak ve alabildiğine koşmak; 2) mec. söz dinlemez olmak: 'Kim var kim yok geldi toplandı. Derken her kafadan bir ses çıktı, kimi kâh nalına, kâh çivisine vurdu, kimi gemi azıya alıp birbiriyle yarıştı.' -E. C. Güney.

Deyim: (gemi) baş tutamamak

Anlamı: rüzgâr, fırtına yüzünden, yapılışındaki veya yükselişindeki bir bozukluk sebebiyle gemi dümene uymamak, rotadan çıkmak.

Deyim: gemi baş vurmak

Anlamı: den. önden gelen dalgalarla gemi başı kalkıp kalkıp inmek.

Deyim: gemi dövünmek

Anlamı: den. şiddetli dalgaların etkisiyle gemi bağlı veya demirli olduğu yerde inip kalkmak, sallanmak.

Deyim: gemi gezmek

Anlamı: den. dış etkiler yüzünden gemi rota çizgisinden ayrılıp sancak veya iskele yönüne ilerlemek.

Deyim: gemi karaya oturmak

Anlamı: gemi, sığ bir yere saplanıp kalmak.

Deyim: gemini kısmak

Anlamı: bir kimsenin üzerindeki baskıyı arttırmak.

Deyim: gemisini yürütmek

Anlamı: bir işi hiçbir engel tanımadan sürdürmek.

Deyim: gemiyi rotasına koymak

Anlamı: den. gemiyi pusula ile gideceği yönde belli olan rota çizgisi üzerine getirmek.

Deyim: gemiyi tutmak

Anlamı: den. gemiyi belirli bir yerde bir süre bekletmek, çalışmadan durmak.

Deyim: gemiyi yatırmak

Anlamı: den. altını temizlemek amacıyla küçük gemileri yan döndürmek.

Deyim: gözünü daldan budaktan (çöpten) esirgememek (sakınmamak)

Anlamı: tehlikeli işlere atılmaktan çekinmemek: 'Gençliğinde gerçekten delifişek, gözünü daldan budaktan sakınmaz bir askermiş.' -H. Taner.

Deyim: hiçe saymak (indirgemek)

Anlamı: önemsememek, önem vermemek: 'Oyun kurallarını hiçe saymak, tiyatro gerçeğini bile bile bozmak da seyirci üzerinde güldürücü bir etki yapar.' -M. And.