Kelime: Fil
Kökeni: "Arapça fīl" kelimesinden Türkçeye geçmiştir.
Anlamlar:
1. Filgillerin hortumlular takımından, Afrika ve Asya'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, çok iri, kalın derili hayvan (Elephas)
Özelliği / Tipi / Türü: Isim - Hayvan bilimi
2. Satrançta çapraz hareket ettirilen taş
İçinde Fil geçen birleşik ve kökteş kelimeler: fildişi, fil dişi, fil elması, fil faresi, fil hastalığı, filkulağı, fil yürüyüşü

Fil hakkında eş anlamlı kelimeler
Fil eş anlamlısı
fil kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : Çok Büyük

Fil hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler
Fil zıt anlamlısı
Fil kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!
Diğer dillerde Fil
İngilizce: Elephant
Spanish: Elefante
German: Elefant
French: Éléphant
Italian: Elefante

Fil ile ilgili atasözleri
Aşağıda Fil hakkında ve içinde Fil kelimesi geçen, Fil ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.
Atasözü: borcun yoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol
Anlamı: tanıklık boş oturan kimselerin, kefillik ise parası çok olan kimselerin işidir.
Atasözü: deveden büyük fil var
Anlamı: herhangi bir konuda söz sahibi olanlardan daha büyük, daha yetkili biri mutlaka vardır.
Atasözü: gafile kelam, nafile kelam
Anlamı: gaflet uykusunda olan kişiye söz kâr etmez.
Atasözü: işin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol
Anlamı: tanıklık boş oturan kimselerin, kefillik ise parası çok olan kimselerin işidir.
Atasözü: paran çoksa (borcun yoksa) kefil ol, işin yoksa şahit ol
Anlamı: tanıklık boş oturan kimselerin, kefillik ise parası çok olan kimselerin işidir.

Fil ile ilgili deyimler
Aşağıda Fil hakkında ve içinde Fil kelimesi geçen, Fil ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.
Deyim: (birini) gafil avlamak
Anlamı: umulmadık, beklenmedik bir zamanda yakalamak, zor duruma düşürmek: 'Nasıl sinsice yaklaşmıştı baykuş, düşmanlarını nasıl gafil avlamıştı.' -C. Meriç.
Deyim: fil dişi kuleden bakmak
Anlamı: herkesi küçümseyip kendini farklı görmek.
Deyim: fil dişi kuleye çekilmek
Anlamı: herkesi küçümseyip kendisine özgü dünyasına çekilmek: 'Çöküşün ve çöküşten kaçışın, fil dişi kuleye çekilişin yarattığı isyanlar kitaplaşmamıştır.' -S. İleri.
Deyim: fil gibi
Anlamı: 1) çok yemek yiyen (kimse); 2) çok şişman (kimse).
Deyim: fildişi gibi
Anlamı: donuk, beyaz (ten).
Deyim: filinta gibi
Anlamı: genç, ince uzun boylu, çevik, yakışıklı (kimse).
Deyim: filiz gibi
Anlamı: ince ve güzel vücutlu.
Deyim: filiz vermek
Anlamı: 1) sürgün çıkmaya başlamak: 'O sene ise buğday ekmişler, tam filiz verecekken Sakarya taşmış, yirmi gün çekilmemişti.' -S. F. Abasıyanık. 2) mec. ortaya çıkmak: 'Ama bu arada hiç akıllarda olmayan bir sıkıntı filiz vermişti.' -A. Kulin.
Deyim: film çekmek
Anlamı: 1) sin. ve <İ>TVİ> bir sinema kamerasıyla görüntüleri tespit etmek veya bir hareket ve görünüşün sıralı resmini çekmek; 2) vücudun röntgenini almak.
Deyim: film çevirmek
Anlamı: 1) sin. ve <İ>TVİ> beyaz perdede oynatılacak bir eseri filme almak veya bu eserin çekilişi sırasında rol yapmak: 'Sanki buraya film çevirmeye gelmişti.' -S. F. Abasıyanık. 2) argo eğlenmek, hoş vakit geçirmek.
Deyim: film oynamak
Anlamı: bir film, sinemada gösterilmekte olmak.
Deyim: film oynatmak
Anlamı: bir filmi sinemada göstermek.
Deyim: gafil avlanmak
Anlamı: beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız bir anda bir olayla karşılaşmak, zor duruma düşürülmek: 'Atatürk bizden ayrılınca öbür sınıflara da girmiş. Fakat onlar bizim gibi önceden hazırlanmadıklarından gafil avlanmışlar.' -H. Taner.
Deyim: infilak etmek
Anlamı: 1) patlamak; 2) mec. birdenbire şiddetle ortaya çıkmak: '... biraz sonra hiddet, birikmiş kin, kıskançlık birdenbire infilak etti.' -A. H. Tanpınar.
Deyim: karanfili sıkmak
Anlamı: argo tehlikelere ve güçlüklere göğüs gerebilmek.
Deyim: kefil göstermek
Anlamı: bir iş için gerekli olan kefili bulmak.