Kelime: Fa

Kökeni: "İtalyanca fa" kelimesinden Türkçeye geçmiştir.

Anlamlar:

1. Müzikal ses dizilerinde mi ile sol arasındaki ses

Özelliği / Tipi / Türü: Isim - Müzik

2. Bu sesi gösteren nota işareti

İçinde Fa geçen birleşik ve kökteş kelimeler: fa anahtarı


Fa eş anlamlısı

Fa hakkında eş anlamlı kelimeler

Fa eş anlamlısı

fa kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : Gam


Fa zıt anlamlısı

Fa hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler

Fa zıt anlamlısı

Fa kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!


Diğer dillerde Fa

İngilizce: Law

Spanish: Ley

German: Fa

French: Législation

Italian: Legge


Fa ile ilgili atasözleri

Fa ile ilgili atasözleri

Aşağıda Fa hakkında ve içinde Fa kelimesi geçen, Fa ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.

Atasözü: bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz

Anlamı: bir başa bir göz ne kadar gerekli ise bir anneye bir kız da o denli gereklidir.

Atasözü: bir dokun bin ah işit (dinle) (kâseifağfurdan)

Anlamı: insanları konuşturmak için biraz dertlerini deşmek yeter.

Atasözü: cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilmez

Anlamı: sıkıntı çekmemiş olanlar, eriştikleri rahatlığın ve mutluluğun değerini bilemezler.

Atasözü: dağ doğura doğura bir fare doğurmuş

Anlamı: büyük şeyler beklenen bir işten önemsiz bir sonuç alındığında söylenen bir söz.

Atasözü: eceli gelen fare kedi taşağı kaşır

Anlamı: herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır.

Atasözü: elden vefa, zehirden şifa

Anlamı: zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez.

Atasözü: eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez

Anlamı: aralarında ufak tefek dargınlıklar olsa bile eski dostlar birbirlerine düşman olmazlar, yeni kazanılan dostlarla arada henüz sıkı bir bağ oluşmadığı için bu durum söz konusu değildir.

Atasözü: fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp

Anlamı: yoksulluk utanılacak bir şey değildir, çalışmamak en büyük ayıptır.

Atasözü: fala inanma, falsız kalma

Anlamı: kişinin oyalanmak, yalan da olsa geleceği üzerine bir şeyler dinlemek isteğini hoş karşılamak gerekir.

Atasözü: fare çıktığı deliği bilir

Anlamı: bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir.

Atasözü: fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (kıçına) kabak bağlamış

Anlamı: 1) yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş; 2) kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış.

Atasözü: faydasız baş mezara yaraşır

Anlamı: yaşayan kimse bir işe yaramalıdır, bir işe yaramayan kimsenin ölüden farkı yoktur.

Atasözü: fazla mal göz çıkarmaz

Anlamı: ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mutlaka bir gün gelir lazım olur.

Atasözü: kedi olalı bir fare tuttu

Anlamı: en sonunda bir iş başarabildi.

Atasözü: kısmetten fazlası olmaz

Anlamı: kişi ne kadar çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır.

Atasözü: korkunun ecele faydası yoktur

Anlamı: kişi korkmakla kendisine gelecek bir kötülüğü önleyemez.

Atasözü: marifet iltifata tabidir

Anlamı: başarılı bir kimse, desteklenir, takdir edilir, övülürse daha iyi işler yapar.

Atasözü: onmadık (talihsiz) hacıyı deve üstünde (Arafat'ta) yılan sokar

Anlamı: amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.

Atasözü: saç sefadan, tırnak cefadan uzar

Anlamı: insan keyifli olursa saçı, dertli olursa tırnağı uzar.

Atasözü: sefa ile yenen cefa ile kazanılır

Anlamı: keyifli keyifli harcadığımız para, çok sıkıntı çekilerek kazanılmıştır.


Fa ile ilgili deyimler

Fa ile ilgili deyimler

Aşağıda Fa hakkında ve içinde Fa kelimesi geçen, Fa ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.

Deyim: affa uğramak

Anlamı: bağışlanmak.

Deyim: alkış tufanı kopmak

Anlamı: sürekli ve coşkun alkış başlamak: 'Daha ilk nağmelerde meyhaneyi sarsan bir alkış tufanı koptu.' -S. F. Abasıyanık.

Deyim: Allah manda şifalığı versin

Anlamı: tkz. çok veya ağır yemek yiyenler için söylenen bir söz.

Deyim: Arafat'ta soyulmuş hacıya dönmek

Anlamı: her şeyini kaybedip çırılçıplak kalmak, çaresiz kalmak.

Deyim: aralarında dağlar kadar fark olmak

Anlamı: aralarında her yönden büyük ayrılıklar bulunmak, benzer nitelikler çok az olmak.

Deyim: aslı faslı olmamak

Anlamı: gerçekliği, doğruluğu bulunmamak: 'Birtakım aslı faslı olmayan ağrılar yaratan sıtma mikrobu gibi sinsi bir yorgunluk vardı.' -S. F. Abasıyanık.

Deyim: aslı faslı yok

Anlamı: yalan, uydurma.

Deyim: beyaz sayfa açmak

Anlamı: bir konuda geçmişi unutarak geleceğe umutla bakmak.

Deyim: bir gömlek fazla eskitmiş olmak

Anlamı: birinden daha yaşlı ve daha görmüş geçirmiş olmak.

Deyim: (bir şeye) Fatiha okumak

Anlamı: o şeyden umudunu kesmek.

Deyim: (bir şeyi) rafa koymak (kaldırmak)

Anlamı: savsamak, artık üstünde durmamak, ihmal etmek: 'Anayasayı rafa kaldırarak keyfî, gelişigüzel sınırlar çizmeye kalkışmak, bu yaygaraları koparanların başlıca özelliğidir.' -N. Cumalı.

Deyim: (bir şeyin) kefaretini ödemek

Anlamı: cezasını çekmek: 'O, kendisine düşen zulüm payının kefaretini ödedi.' -N. F. Kısakürek.

Deyim: bir tarafa bırakmak (koymak)

Anlamı: önemsememek, benimsememek, ertelemek.

Deyim: (birinde) şafak atmak

Anlamı: 1) birden önemli bir durumla karşı karşıya olduğunu anlamak; 2) öfkelenmek: 'Kapıyı kapatınca bende şafak attı.' -B. Felek. 3) korku ve telaşa kapılmak.

Deyim: (birinden) tarafa olmak (çıkmak)

Anlamı: birinin görüş ve düşüncesini benimsemek, desteklemek.

Deyim: (birinin) ifadesini almak

Anlamı: 1) sorguya çekmek: 'Komiser Efendi, masanın başına oturup ifadesini almaya başladığı zaman ayağa kalktı.' -R. N. Güntekin. 2) görgü tanığının anlattıklarını yazmak; 3) argo tepelemek; 4) argo üstün gelmek, yenmek.

Deyim: (birinin) kafasını vurmak

Anlamı: esk. bir kimsenin kafasını kesmek.

Deyim: (biriyle) kafa bulmak

Anlamı: alay etmek.

Deyim: boş gezenin boş kalfası

Anlamı: işsiz güçsüz dolaşan (kimse): 'Oraya daha çok boş gezenin boş kalfası emekliler ya da ağırbaşlı orta yaşlılar giderdi.' -H. Taner.

Deyim: (bu işe) Rufailer karışır

Anlamı: 'bu iş öyle karışık ki bunu kimse çözemez' anlamında kullanılan bir söz.