Kelime: Eti
Anlamlar:
1. Hitit
Özelliği / Tipi / Türü: Isim - Tarih

Eti hakkında eş anlamlı kelimeler
Eti eş anlamlısı
eti kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : hitit

Eti hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler
Eti zıt anlamlısı
Eti kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!
Diğer dillerde Eti
İngilizce: Gum
Spanish: Encías
German: Fleisch
French: Gomme
Italian: Gengiva

Eti ile ilgili atasözleri
Aşağıda Eti hakkında ve içinde Eti kelimesi geçen, Eti ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.
Atasözü: ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin
Anlamı: erkek evlat meyve veren ağaç gibidir, günü gelince evin geçim yükünü hafifletir.
Atasözü: akçe akıl öğretir, don yürüyüş
Anlamı: imkânların fazlalığı insanların iyi işler yapmasını kolaylaştırır.
Atasözü: akıllı, sözünü akılsıza söyletir
Anlamı: başkası adına konuşmak, insanın başını derde sokar.
Atasözü: akılsız başın cezasını (zahmetini) ayak çeker
Anlamı: bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır.
Atasözü: aklı başa yaş getirir
Anlamı: deneyim, yıllar içerisinde elde edilir.
Atasözü: Allah kulunu kısmeti ile yaratır
Anlamı: bu dünyada herkesin dar veya geniş, bir geçim yolu vardır.
Atasözü: Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir
Anlamı: Tanrı bir kimseyi zengin etmek isterse ona hiç umulmadık yerden mal ve para gelir.
Atasözü: altının kıymetini sarraf bilir
Anlamı: bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir.
Atasözü: ardından sapan taşı yetişmez
Anlamı: çok hızlı koşuyor.
Atasözü: aslan kocayınca sıçan deliği gözetir
Anlamı: güçlü olduğunda ağır ve büyük işler yapan, büyük kazançlar elde eden kimse, güçten düşünce pek küçük işlerle uğraşır, azla yetinir.
Atasözü: aşk ağlatır, dert söyletir
Anlamı: âşığın yüreği yaralıdır ve daima ağlar, bir derdi olan da herkese derdini anlatır.
Atasözü: ay görmüşün yıldıza minneti (itibarı) yoktur
Anlamı: bir şeyin çok üstününü, çok güzelini görmüş olan kimse, ondan daha az değerde olanını beğenmez.
Atasözü: ayı gördüm, yıldıza itibarım (minnetim) yok
Anlamı: bir şeyin en iyisine alıştıktan sonra ondan aşağı olanlar beni ilgilendirmez.
Atasözü: az tamah çok ziyan getirir
Anlamı: hırslı ve pinti insan her zaman zararlı çıkar.
Atasözü: balık demiş ki 'etimi yiyen doymasın, avımı yapan gülmesin (onmasın)'
Anlamı: balık çok lezzetlidir etine doyum olmaz ama balık avcıları hep geçim darlığı içindedir.
Atasözü: baykuşun kısmeti ayağına gelir
Anlamı: Tanrı hiçbir canlıyı aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar.
Atasözü: çok gezen tavuk ayağında pislik getirir
Anlamı: gezip dolaştığı yerlerde kötü şeyler de bulunan kimse, kötü alışkanlıklar ve zararlı bilgiler elde ederek yerine döner.
Atasözü: deli ile çıkma yola, başına getirir bela
Anlamı: deli, kendisiyle arkadaşlık edenin başına çeşit çeşit dert açar.
Atasözü: dert ağlatır, aşk söyletir
Anlamı: derdi olan acı çeker, ağlar; âşık olan kimse de içindeki duyguları dışa vurup ferahlamak için durmadan söylenir.
Atasözü: devletin malı deniz, yemeyen domuz
Anlamı: devlete hıyanet etmeyi sanat hâline getirenlere göre devletin bitmez tükenmez malı vardır. Yolunu bulup ondan aşırmayan budaladır.

Eti ile ilgili deyimler
Aşağıda Eti hakkında ve içinde Eti kelimesi geçen, Eti ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.
Deyim: açıklık getirmek
Anlamı: bir konu veya sorunu anlaşılır duruma getirmek.
Deyim: açmaza getirmek (düşürmek)
Anlamı: düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak.
Deyim: ağız kalabalığına getirmek
Anlamı: 1) birini gereksiz sözlerle şaşırtmak; 2) ilgisiz sözler söyleyerek asıl konudan uzaklaştırmak.
Deyim: ağzından burnundan getirmek
Anlamı: 1) huzurunu bozmak, sıkıntıya sokmak: 'Siz buraya bizi eğlendirmeye mi geldiniz yoksa ağzımızdan burnumuzdan getirmeye mi?' -O. C. Kaygılı. 2) pişman etmek için uğraşmak.
Deyim: ahireti boylamak
Anlamı: tkz. ölmek.
Deyim: ahiretini yapmak (zenginleştirmek)
Anlamı: hayır işleri yaparak sevap kazanmak.
Deyim: aklına getirmek
Anlamı: 1) hatırlatmak; 2) olabileceğini düşünmek: 'Ve birdenbire o kendini, şimdiye kadar gelmediği, böyle olacağını aklına bile getirmediği bir yerde buldu.' -N. Hikmet.
Deyim: Allah'ın hikmeti
Anlamı: beklenmeyen, sebebi anlaşılmayan veya şaşılan şeyler için kullanılan bir söz: Allahın hikmeti, kayanın içinde kocaman bir ağaç bitmiş.
Deyim: altını üstüne getirmek
Anlamı: 1) bir şey bulmak için aramadık yer bırakmamak; 2) söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düşürmek, karmakarışık etmek: 'İnsanın gözü bir şey görmedi mi dünyanın altını üstüne getirmeli.' -Z. Selimoğlu.
Deyim: aman dedirtmek (amana getirmek)
Anlamı: karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, zor durumda bırakmak: 'Galiba bu sene soğuk aman dedirtecek.' -R. H. Karay.
Deyim: anasından emdiği sütü burnundan getirmek
Anlamı: birine bir iş yaptırırken çok sıkıntı çektirmek: 'Hiç belli olmaz insanoğlu! Bir gün anadan emdiği sütü burnundan getirir.' -B. R. Eyuboğlu.
Deyim: ardını almak (getirmek)
Anlamı: bitirmek, tamamlamak.
Deyim: arkasını getirememek
Anlamı: başladığı bir işi sürdürüp sona erdirememek.
Deyim: ateh getirmek
Anlamı: bunamak: 'Sen sahiden budalaymışsın dostum hem adamakıllı ateh getirmişsin.' -R. H. Karay.
Deyim: ayağına getirmek
Anlamı: sıra, saygı gözetmeksizin birinin yanına gelmesini sağlamak.
Deyim: basireti bağlanmak
Anlamı: iyi düşünemez, gerçeği göremez bir duruma düşmek: 'Bazen en mahir canilerin bile böyle mühim nisyanlarda bulunacak kadar basiretleri bağlanır.' -H. R. Gürpınar.
Deyim: bela getirmek
Anlamı: kötülüğe, felakete uğratmak: 'Yurtlarına bela getiren bu kadını, ayıplamıyor kentin uluları.' -A. Erhat.
Deyim: beti benzi atmak (solmak, uçmak, kül kesilmek, kireç kesilmek)
Anlamı: herhangi bir sebeple kanı çekilip yüzü solmak, korkmak: 'Baksana, beti benzi kül kesildi.' -H. R. Gürpınar. 'Beti benzi atmış görevli, boş boş baktı çocuğun yüzüne ve kafasını salladı donuk bir ifadeyle.' -E. Şafak.
Deyim: beti benzi kalmamak
Anlamı: yüzü sararıp solmak: 'Müşterim bu sesi duyunca arabayı durdurdu. Beti benzi kalmadı. Eli ayağı titremeye başladı.' -H. R. Gürpınar.
Deyim: beti bereketi kalmamak (kaçmak)
Anlamı: azalmak, kıtlaşmak, çabuk tükenmek: Paranın beti bereketi kalmadı.