Kelime: Koy

Anlamlar:

1. Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü

Özelliği / Tipi / Türü: Isim - Coğrafya

Örnek: "Sandalını Kaşık Adası'nın bir küçük koyuna çekti."

"Sait Faik Abasıyanık"


Koy hakkında eş anlamlı kelimeler

Koy eş anlamlısı

koy kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : köy yeri


Koy hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler

Koy zıt anlamlısı

Koy kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!


Koy ile ilgili 1 örnek cümle

"Koy" kelimesini bir cümle içinde kullanmak gerekirse, aşağıdaki cümleler gerçek veya mecaz anlamı ile "Koy" kelimesinin cümle içinde kullanımına örnek gösterilebilir.

1. Bütün köy harman yerinde toplanmıştı


Diğer dillerde Koy

İngilizce: Bay

Spanish: Bay

German: Put

French: Baie

Italian: Baia


Koy ile ilgili atasözleri

Koy ile ilgili atasözleri

Aşağıda Koy hakkında ve içinde Koy kelimesi geçen, Koy ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.

Atasözü: açın koynunda (karnında) ekmek durmaz (eğleşmez)

Anlamı: kazancı yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar, yarını için bir şey saklayamaz.

Atasözü: ak koyunu gören içi dolu yağ sanır

Anlamı: bir şeyin dış görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar yanılırlar.

Atasözü: ak koyunun kara kuzusu da olur

Anlamı: iyi bir ailenin çocuğu kötü de olabilir.

Atasözü: bugünkü (akşamın) işini yarına (sabaha) bırakma (koyma)

Anlamı: bugün yapılması gereken bir işin ertesi güne bırakılması iyi değildir.

Atasözü: buğday ile koyun, geri yanı (kalanı) oyun

Anlamı: çiftçi için koyun ve buğdaydan değerli bir şey yoktur.

Atasözü: bülbülü altın kafese koymuşlar, 'ah vatanım' demiş

Anlamı: kişi, başka yerlerde ne kadar rahat ve mutlu olursa olsun yine de kendi yurdunu özler.

Atasözü: çift ile koyun, gerisi oyun

Anlamı: en zor çiftçilik, tarla sürülerek ve koyun beslenerek yapılan çiftçiliktir, diğer işler eğlence gibidir.

Atasözü: çobana verme kızı, ya koyun güttürür ya kuzu

Anlamı: nazik bir işi, o işin inceliğini anlamayan bir kimseye yaptırma.

Atasözü: çobansız koyunu kurt kapar

Anlamı: yöneticisi, koruyucusu olmayan kişiyi ve topluluğu düşman ezer.

Atasözü: erkek koyun kasap dükkânına yakışır

Anlamı: miskin erkek, yaşamaya layık değildir.

Atasözü: her koyun kendi bacağından asılır

Anlamı: herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker.

Atasözü: herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz

Anlamı: herkes aynı şeyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan işleri yapacak kimse bulunamazdı.

Atasözü: iki deliye bir uslu koymuşlar

Anlamı: birbirleriyle anlaşamayan, kavga eden iki kişinin arasını bulacak bir akıllının olması gerekir.

Atasözü: ikisini bir kazana koysalar kaynamazlar

Anlamı: aralarındaki anlaşmazlık o kadar büyüktür ki onları uzlaştırma çaresi bulunamaz.

Atasözü: Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu

Anlamı: bir şeye tam güvenmeyip ileride ne olacağı konusunda bilgi sahibi olunamadığı durumlarda kullanılan bir söz.

Atasözü: kasap et derdinde, koyun can derdinde

Anlamı: bir kişi önemli bir kaybından dolayı çırpınıp kıvranırken başka bir kişi bu durumdan ne kadar çok yararlanabileceğini düşünür.

Atasözü: kaybolan (zayi olan) koyunun kuyruğu büyük olur

Anlamı: elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür.

Atasözü: kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler

Anlamı: cezalandırılan kimse suçunun ne olduğunu bilmelidir ki o suçu bir daha işlemesin.

Atasözü: koy avucuma, koyayım avucuna

Anlamı: bize yardımda bulunan, yarar sağlayan kişiye biz de yardımda bulunur, yarar sağlarız.

Atasözü: koyma akıl, akıl olmaz

Anlamı: hep başkalarının verdiği akılla hareket eden kimse, bir yere kadar başarılı olur, daha sonra ne yapacağını bilemez.


Koy ile ilgili deyimler

Aşağıda Koy hakkında ve içinde Koy kelimesi geçen, Koy ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.

Deyim: abliyi kaçırmak (bırakmak, koyuvermek)

Anlamı: 1) soğukkanlılığını yitirip davranışlarını denetleyememek; 2) şaşırıp ne yapacağını bilememek.

Deyim: ad koymak

Anlamı: adlandırmak.

Deyim: adaylığını koymak

Anlamı: bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek: 'Bankacılardan birkaçının kurgularıyla belediye başkanlığına adaylığını koymuştu.' -M. Ş. Esendal.

Deyim: adını koymak

Anlamı: karşılığını veya fiyatını kararlaştırmak: Bu evi alabilmemiz için adını koyalım.

Deyim: ağırlığını (ortaya) koymak

Anlamı: kimliğini ve kişiliğini kabul ettirmek.

Deyim: ahını yerde koymamak

Anlamı: öcünü almak: 'Sen öz babanın öcünü alamadın diye o da dedesinin ahını yerde mi koyacaktı?' -N. Hikmet.

Deyim: altına imza koymak

Anlamı: konuyu veya anlaşmayı kabul ettiğini belirtmek: 'İlgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken bu imzaya sadık kalma konusunda ne ölçüde niyetliydik?' -A. Cemal.

Deyim: aptal yerine koymak

Anlamı: 1) hiçbir şeyden anlamaz, bilmez sanmak: 'Bu kadını zaman zaman aptal yerine koymam, büyük aptallık galiba.' -R. Erduran. 2) birine, aptal gözüyle bakmak.

Deyim: arabanın tekerine taş koymak

Anlamı: güçlük çıkarmak.

Deyim: aracı koymak

Anlamı: bir kimseyi, uzlaşma sağlamak için görevlendirmek.

Deyim: arkaya bırakmak (koymak)

Anlamı: sonraya, başka zamana bırakmak, ertelemek.

Deyim: ayağının altına karpuz kabuğu koymak

Anlamı: bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle işinden uzaklaştırmak.

Deyim: başını ortaya koymak

Anlamı: bir işe girişirken ölümü göze almak.

Deyim: bir koyundan iki post çıkarmak

Anlamı: olması gerekenden daha fazla elde etmek.

Deyim: bir köşeye koymak

Anlamı: saklamak, biriktirmek: 'Yıllardan beri dişinden tırnağından artırdığı, çoluk çocuğunun nafakasından kestiği parayı günün birinde, ben de bu zilletten kurtulurum umuduyla bir köşeye koymuştu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

Deyim: (bir şeye) haciz koymak

Anlamı: borçlunun malına el koymak: 'Ya parayı verirsiniz ya da haciz korum.' -B. Felek.

Deyim: (bir şeyi) aklına koymak

Anlamı: 1) bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek: 'Fakat Ömer birinci mevkiye oturmayı aklına koymuştu.' -N. Hikmet. 2) çok istemek: 'Bir düşünsün, meslekte kalmayı aklına koyuyorsa gecikmesin, vardiyaya buyursun.' -Z. Selimoğlu.

Deyim: (bir şeyi, bir şeye) nişan koymak

Anlamı: ileride tanıyabilmek veya ölçebilmek için bir şeyin durumunu, onun herhangi bir özelliğini akılda tutmak veya iz bırakmak: Dönüşte yolumuzu şaşırmamak için şu çifte kavakları nişan koymuştuk.

Deyim: (bir şeyi) rafa koymak (kaldırmak)

Anlamı: savsamak, artık üstünde durmamak, ihmal etmek: 'Anayasayı rafa kaldırarak keyfî, gelişigüzel sınırlar çizmeye kalkışmak, bu yaygaraları koparanların başlıca özelliğidir.' -N. Cumalı.

Deyim: bir tarafa bırakmak (koymak)

Anlamı: önemsememek, benimsememek, ertelemek.