Kelime: Koy
Anlamlar:
1. Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü
Özelliği / Tipi / Türü: Isim - Coğrafya
Örnek: "Sandalını Kaşık Adası'nın bir küçük koyuna çekti."
Koy hakkında eş anlamlı kelimeler
Koy eş anlamlısı
koy kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : köy yeri
Koy hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler
Koy zıt anlamlısı
Koy kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!
Koy ile ilgili 1 örnek cümle
"Koy" kelimesini bir cümle içinde kullanmak gerekirse, aşağıdaki cümleler gerçek veya mecaz anlamı ile "Koy" kelimesinin cümle içinde kullanımına örnek gösterilebilir.
1. Bütün köy harman yerinde toplanmıştı
Diğer dillerde Koy
İngilizce: Bay
Spanish: Bay
German: Put
French: Baie
Italian: Baia

Koy ile ilgili atasözleri
Aşağıda Koy hakkında ve içinde Koy kelimesi geçen, Koy ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.
Atasözü: açın koynunda (karnında) ekmek durmaz (eğleşmez)
Anlamı: kazancı yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar, yarını için bir şey saklayamaz.
Atasözü: ak koyunu gören içi dolu yağ sanır
Anlamı: bir şeyin dış görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar yanılırlar.
Atasözü: ak koyunun kara kuzusu da olur
Anlamı: iyi bir ailenin çocuğu kötü de olabilir.
Atasözü: bugünkü (akşamın) işini yarına (sabaha) bırakma (koyma)
Anlamı: bugün yapılması gereken bir işin ertesi güne bırakılması iyi değildir.
Atasözü: buğday ile koyun, geri yanı (kalanı) oyun
Anlamı: çiftçi için koyun ve buğdaydan değerli bir şey yoktur.
Atasözü: bülbülü altın kafese koymuşlar, 'ah vatanım' demiş
Anlamı: kişi, başka yerlerde ne kadar rahat ve mutlu olursa olsun yine de kendi yurdunu özler.
Atasözü: çift ile koyun, gerisi oyun
Anlamı: en zor çiftçilik, tarla sürülerek ve koyun beslenerek yapılan çiftçiliktir, diğer işler eğlence gibidir.
Atasözü: çobana verme kızı, ya koyun güttürür ya kuzu
Anlamı: nazik bir işi, o işin inceliğini anlamayan bir kimseye yaptırma.
Atasözü: çobansız koyunu kurt kapar
Anlamı: yöneticisi, koruyucusu olmayan kişiyi ve topluluğu düşman ezer.
Atasözü: erkek koyun kasap dükkânına yakışır
Anlamı: miskin erkek, yaşamaya layık değildir.
Atasözü: her koyun kendi bacağından asılır
Anlamı: herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker.
Atasözü: herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz
Anlamı: herkes aynı şeyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan işleri yapacak kimse bulunamazdı.
Atasözü: iki deliye bir uslu koymuşlar
Anlamı: birbirleriyle anlaşamayan, kavga eden iki kişinin arasını bulacak bir akıllının olması gerekir.
Atasözü: ikisini bir kazana koysalar kaynamazlar
Anlamı: aralarındaki anlaşmazlık o kadar büyüktür ki onları uzlaştırma çaresi bulunamaz.
Atasözü: Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu
Anlamı: bir şeye tam güvenmeyip ileride ne olacağı konusunda bilgi sahibi olunamadığı durumlarda kullanılan bir söz.
Atasözü: kasap et derdinde, koyun can derdinde
Anlamı: bir kişi önemli bir kaybından dolayı çırpınıp kıvranırken başka bir kişi bu durumdan ne kadar çok yararlanabileceğini düşünür.
Atasözü: kaybolan (zayi olan) koyunun kuyruğu büyük olur
Anlamı: elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür.
Atasözü: kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler
Anlamı: cezalandırılan kimse suçunun ne olduğunu bilmelidir ki o suçu bir daha işlemesin.
Atasözü: koy avucuma, koyayım avucuna
Anlamı: bize yardımda bulunan, yarar sağlayan kişiye biz de yardımda bulunur, yarar sağlarız.
Atasözü: koyma akıl, akıl olmaz
Anlamı: hep başkalarının verdiği akılla hareket eden kimse, bir yere kadar başarılı olur, daha sonra ne yapacağını bilemez.
Koy ile ilgili deyimler
Aşağıda Koy hakkında ve içinde Koy kelimesi geçen, Koy ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.
Deyim: abliyi kaçırmak (bırakmak, koyuvermek)
Anlamı: 1) soğukkanlılığını yitirip davranışlarını denetleyememek; 2) şaşırıp ne yapacağını bilememek.
Deyim: ad koymak
Anlamı: adlandırmak.
Deyim: adaylığını koymak
Anlamı: bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek: 'Bankacılardan birkaçının kurgularıyla belediye başkanlığına adaylığını koymuştu.' -M. Ş. Esendal.
Deyim: adını koymak
Anlamı: karşılığını veya fiyatını kararlaştırmak: Bu evi alabilmemiz için adını koyalım.
Deyim: ağırlığını (ortaya) koymak
Anlamı: kimliğini ve kişiliğini kabul ettirmek.
Deyim: ahını yerde koymamak
Anlamı: öcünü almak: 'Sen öz babanın öcünü alamadın diye o da dedesinin ahını yerde mi koyacaktı?' -N. Hikmet.
Deyim: altına imza koymak
Anlamı: konuyu veya anlaşmayı kabul ettiğini belirtmek: 'İlgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken bu imzaya sadık kalma konusunda ne ölçüde niyetliydik?' -A. Cemal.
Deyim: aptal yerine koymak
Anlamı: 1) hiçbir şeyden anlamaz, bilmez sanmak: 'Bu kadını zaman zaman aptal yerine koymam, büyük aptallık galiba.' -R. Erduran. 2) birine, aptal gözüyle bakmak.
Deyim: arabanın tekerine taş koymak
Anlamı: güçlük çıkarmak.
Deyim: aracı koymak
Anlamı: bir kimseyi, uzlaşma sağlamak için görevlendirmek.
Deyim: arkaya bırakmak (koymak)
Anlamı: sonraya, başka zamana bırakmak, ertelemek.
Deyim: ayağının altına karpuz kabuğu koymak
Anlamı: bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle işinden uzaklaştırmak.
Deyim: başını ortaya koymak
Anlamı: bir işe girişirken ölümü göze almak.
Deyim: bir koyundan iki post çıkarmak
Anlamı: olması gerekenden daha fazla elde etmek.
Deyim: bir köşeye koymak
Anlamı: saklamak, biriktirmek: 'Yıllardan beri dişinden tırnağından artırdığı, çoluk çocuğunun nafakasından kestiği parayı günün birinde, ben de bu zilletten kurtulurum umuduyla bir köşeye koymuştu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.
Deyim: (bir şeye) haciz koymak
Anlamı: borçlunun malına el koymak: 'Ya parayı verirsiniz ya da haciz korum.' -B. Felek.
Deyim: (bir şeyi) aklına koymak
Anlamı: 1) bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek: 'Fakat Ömer birinci mevkiye oturmayı aklına koymuştu.' -N. Hikmet. 2) çok istemek: 'Bir düşünsün, meslekte kalmayı aklına koyuyorsa gecikmesin, vardiyaya buyursun.' -Z. Selimoğlu.
Deyim: (bir şeyi, bir şeye) nişan koymak
Anlamı: ileride tanıyabilmek veya ölçebilmek için bir şeyin durumunu, onun herhangi bir özelliğini akılda tutmak veya iz bırakmak: Dönüşte yolumuzu şaşırmamak için şu çifte kavakları nişan koymuştuk.
Deyim: (bir şeyi) rafa koymak (kaldırmak)
Anlamı: savsamak, artık üstünde durmamak, ihmal etmek: 'Anayasayı rafa kaldırarak keyfî, gelişigüzel sınırlar çizmeye kalkışmak, bu yaygaraları koparanların başlıca özelliğidir.' -N. Cumalı.
Deyim: bir tarafa bırakmak (koymak)
Anlamı: önemsememek, benimsememek, ertelemek.
