Kelime: Kıya

Anlamlar:

1. Adam öldürme suçu, cinayet

Özelliği / Tipi / Türü: Isim


Kıya hakkında eş anlamlı kelimeler

Kıya eş anlamlısı

kıya kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : cinayet


Kıya zıt anlamlısı

Kıya hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler

Kıya zıt anlamlısı

Kıya kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!


Diğer dillerde Kıya

İngilizce: Kiya

Spanish: Kiya

German: Keller

French: Kiya

Italian: Kiya



Kıya ile ilgili atasözleri

Aşağıda Kıya hakkında ve içinde Kıya kelimesi geçen, Kıya ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.

Atasözü: biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar

Anlamı: herkesin yararlanabileceği şeyden bazıları yararlanır da başkalarına yararlanma fırsatı vermezlerse büyük kavga çıkar.

Atasözü: eşkıyanın (ihtiyarın, fukaranın) düşkünü, beyaz (hasa) giyer kış günü

Anlamı: daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.

Atasözü: kalıp kıyafetle adam adam olmaz

Anlamı: gösterişli bir vücut, iyi bir giyim kuşam, kişiye insanlık değeri kazandırmaz.

Atasözü: kılık kıyafet köpeklere ziyafet

Anlamı: giyinişi ve görünüşü kötü ve tiksindirici olanlar için söylenen bir söz.

Atasözü: kılık kıyafetle adam adam olmaz

Anlamı: kılık kıyafet, değeri olmayan kişiye değer kazandırmaz.

Atasözü: kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar

Anlamı: yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez.


Kıya ile ilgili deyimler

Aşağıda Kıya hakkında ve içinde Kıya kelimesi geçen, Kıya ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.

Deyim: askıya almak

Anlamı: 1) altı boşalıp desteği kalmayan yapıyı dikmelerle boşlukta tutarak yıkılmaktan kurtarmak; 2) oturmuş veya batmış bir gemiyi yüzdürmek için başka teknelere asarak kaldırmak; 3) mec. bir işi zamanında yapmayıp belirsiz bir zamana bırakmak, savsaklamak.

Deyim: askıya çıkarmak

Anlamı: evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayıtlarının bulunduğu yerde askı yoluyla ilan etmek.

Deyim: askıya çıkmak

Anlamı: 1) ipek böceği koza sarmak üzere dallara çıkmak; 2) evlenecek kimselerin durumu nüfus kayıtlarının bulunduğu yerde askı yoluyla ilan edilmek.

Deyim: başı sıkıya gelmek

Anlamı: herhangi bir güçlük karşısında bunalmak, zor durumda kalmak: 'Başımız sıkıya geldi mi hemen onlara koşacağız.' -Ö. Seyfettin.

Deyim: batkıya uğramak

Anlamı: hüsranla karşılaşmak: 'O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar. Edebiyatın özlemleri acı bir batkıya uğrar.' -S. İleri.

Deyim: (birine) kıyak yapmak

Anlamı: argo maddi ve manevi destek olmak, yardım etmek: 'O kadar uzatmayalım bu işi, sana bir kıyak yapalım.' -T. Yücel.

Deyim: eşkıya gibi

Anlamı: yüzü, bakışları ve kılığı korkunç olan.

Deyim: kalıbı kıyafeti yerinde olmak

Anlamı: görünüşü gösterişli olmak.

Deyim: kılık kıyafeti düzmek

Anlamı: giysilerini yenilemek.

Deyim: kıyak geçmek (çekmek)

Anlamı: maddi ve manevi destek olmak.

Deyim: kıyak kaçmak

Anlamı: argo çok uygun düşmek, yakışık almak.

Deyim: kıyamet gibi (kadar)

Anlamı: pek çok.

Deyim: kıyamet kopmak

Anlamı: 1) kıyamet günü gelmek; 2) mec. bir yerde çok gürültü ve telaş olmak.

Deyim: kıyamet mi kopar?

Anlamı: 'ne olur, ne çıkar, ne önemi var' anlamında kullanılan bir söz: 'Asker az olmakla kıyamet mi kopar?' -N. Kemal.

Deyim: kıyamete kadar

Anlamı: dünya durdukça, uzun süre: 'Senin minimini elinden yediğim tokadın acısını yüzümde kıyamete kadar duyacağım.' -A. N. Asya.

Deyim: kıyamete kalmak

Anlamı: sorun, çözülememek: 'Seni bir daha görmek kıyamete mi kaldı?' -H. E. Adıvar.

Deyim: kıyametler koparmak

Anlamı: 1) bir şeye çok kızarak bağırıp çağırmak, feryat etmek: 'Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin / Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?' -M. A. Ersoy. 2) aşırı gürültülere, kargaşaya yol açmak.

Deyim: kıyas kabul etmez

Anlamı: iki şey arasındaki ayrımın çok fazla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz.

Deyim: kızılca kıyamet kopmak

Anlamı: kavga, gürültü olmak: 'Bunlardan herhangi birisinin hizmetine girse kızılca kıyamet asıl o zaman kopar.' -Y. K. Beyatlı.

Deyim: sıkıya almak

Anlamı: 1) hareketlerini sınırlamak veya önlemler almak: 'Seniha etrafını bu kadar sıkıya alan bu adamlardan hiç sıkılmıyor mu?' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) disiplin altına almak: Başkan son zamanlarda işleri sıkıya aldı.