Kelime: Kır

Anlamlar:

1. Beyazla az miktarda siyah karışmasından oluşan renk

Özelliği / Tipi / Türü: Isim

Örnek: "Gözlerinden, kırları artan sakalına bir iki damla yaş düştü."

"Falih Rıfkı Atay"

2. Bu renkte olan

Özelliği / Tipi / Türü: Sıfat

Örnek: "Kır sakal. Kır at."

İçinde Kır geçen birleşik ve kökteş kelimeler: gök kır, koyu kır, bakla kırı, demir kırı, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı

2. Şehir ve kasabaların dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer, dağ bayır

Özelliği / Tipi / Türü: Isim

Örnek: "Araba tenha, düz yolda tıkır tıkır gidiyor, ara sıra kır kokuları getiren hafif bir rüzgâr esiyordu."

"Ömer Seyfettin"

İçinde Kır geçen birleşik ve kökteş kelimeler: kır bekçisi, kır çiçeği, kır eğlencesi, kır gerillası, kır gülü, kır kahvesi, kır serdarı


Kır eş anlamlısı

Kır hakkında eş anlamlı kelimeler

Kır eş anlamlısı

kır kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : Pislik , Şaibe , Leke


Kır zıt anlamlısı

Kır hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler

Kır zıt anlamlısı

Kır kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!


Kır ile ilgili 4 örnek cümle

"Kır" kelimesini bir cümle içinde kullanmak gerekirse, aşağıdaki cümleler gerçek veya mecaz anlamı ile "Kır" kelimesinin cümle içinde kullanımına örnek gösterilebilir.

1. Saçımın kırları çoğaldı

2. Kır saçlı bir adamdı

3. Bizim kır bu yarışı kazanacaktır

4. Öğretmen bizi kıra götürecek


Diğer dillerde Kır

İngilizce: Country

Spanish: Pais

German: Brechen

French: Pays

Italian: Paese



Kır ile ilgili atasözleri

Aşağıda Kır hakkında ve içinde Kır kelimesi geçen, Kır ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.

Atasözü: acı patlıcanı kırağı çalmaz

Anlamı: herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.

Atasözü: alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle kırı

Anlamı: biniciler doru ve kır donlu atları, sarı, al ve yağız renkli olanlardan daha üstün sayarlar, o nedenle at alırken seçimi ona göre yapmak gerekir.

Atasözü: altı aylık seyislikle kırk yıllık fışkı karıştırılmaz

Anlamı: bir işi tam öğrenmeden, inceliklerini kavramadan, ustalaşmadan o işte bilgiçlik taslanmaz.

Atasözü: altın tutsa toprak olur (altına yapışsa elinde bakır kesilir)

Anlamı: giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimsenin durumunu anlatan bir söz.

Atasözü: araba devrilince (kırıldıktan sonra, kırılınca) yol gösteren çok olur

Anlamı: iş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur.

Atasözü: ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne

Anlamı: bir kimsenin hep aynı şeyi veya hikâyeyi anlatması karşısında söylenen bir söz.

Atasözü: baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş

Anlamı: baba kaç çocuğu olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan hepsine bakar, onları büyütür; çocukları ise yoksul ve yaşlı durumdaki babalarının bakımını 'sen bak, o baksın' gibi gerekçelerle bir türlü sağlayamazlar.

Atasözü: baş kırılır (yarılır) fes (börk) içinde, kol kırılır yen (kürk) içinde

Anlamı: aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır.

Atasözü: bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır

Anlamı: iyilik küçük de olsa unutulmaz.

Atasözü: bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur

Anlamı: sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.

Atasözü: bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış

Anlamı: bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz.

Atasözü: bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı (hakkı) vardır

Anlamı: iyilik küçük de olsa unutulmaz.

Atasözü: biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz

Anlamı: birbirimizi çok yakından tanırız, onun öyle bir üstün durumu olmadığını biliriz.

Atasözü: çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane 'gelecek yıl' çıkmış

Anlamı: çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar, o da hep gelecek yıla umut bağlar.

Atasözü: deveye 'inişi mi seversin, yokuşu mu?' demişler; 'düz yere mi (düze kıran mı) girdi?' demiş

Anlamı: bir işin kolay yapılabilmesi için bir yol varken zor yolu seçmek doğru olmaz.

Atasözü: dibi kırmızı mumla (bal mumuyla) mı çağırdım

Anlamı: üzerinde önemle durarak çağırmadım.

Atasözü: eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır)

Anlamı: bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez.

Atasözü: gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz

Anlamı: kolay kolay onarılamayacağı için bir kimsenin özellikle de dostlarımızın gönlünü kırmamaya özen göstermeliyiz.

Atasözü: gürültü istemeyen kazancı (bakırcı) dükkânına girmez (hırkasını başına çeker)

Anlamı: kafasını dinlemek isteyen kimse, gürültülü patırtılı işlerde görev almaz.

Atasözü: güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz

Anlamı: değerli olan yüz güzelliği değil huy güzelliğidir.


Kır ile ilgili deyimler

Kır ile ilgili deyimler

Aşağıda Kır hakkında ve içinde Kır kelimesi geçen, Kır ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.

Deyim: ağzı laf (lakırtı) yapmak

Anlamı: 1) kolay konuşma yeteneği olmak; 2) inandırıcı söz söyleme yeteneği olmak: 'Çok şükür, ağzı laf yapandan çok, eli işe yatkın aydınlara muhtaç olduğumuzu, anlar gibiyiz.' -A. İlhan.

Deyim: ağzından lakırtı (laf) almak (çekmek)

Anlamı: karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek: 'Ağzımdan lakırtı almak istiyorsun ama demeyeceğim.' -B. Felek.

Deyim: ağzından söz (laf, lakırtı) eksik etmemek

Anlamı: o sözü sürekli söylemek.

Deyim: ağzından (söz, lakırtı) dirhemle çıkmak

Anlamı: çok az veya zorla konuşmak.

Deyim: ağzını burnunu dağıtmak (kırmak, parçalamak)

Anlamı: aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.

Deyim: Ali kıran baş kesen

Anlamı: zorba.

Deyim: altın adını bakır etmek

Anlamı: kötü işler yaparak temiz ve parlak ününü karartmak.

Deyim: aykırı düşmek

Anlamı: uygun gelmemek, ters gelmek, ters düşmek: 'Yüzük ona biraz aykırı düşen bir parlaklıkla parmağında parlıyordu.' -T. Buğra.

Deyim: bakır çalmak

Anlamı: bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek insanı zehirlemek.

Deyim: bel kırmak

Anlamı: kırıtmak, salınmak.

Deyim: belini kırmak

Anlamı: birini bir şeyi yapamaz duruma getirmek.

Deyim: bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek

Anlamı: çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.

Deyim: bir çift lakırtı etmek

Anlamı: kısa konuşmak: 'Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.' -M. Ş. Esendal.

Deyim: (birinin) cesaretini kırmak

Anlamı: yürekliliğini gidermek, korkutmak: 'Zekânız size yardım etmez, bilakis cesaretinizi kırar.' -R. H. Karay.

Deyim: (birinin) hatırını kırmak

Anlamı: üzmek, gücendirmek.

Deyim: (birinin) kemiklerini kırmak

Anlamı: birini çok dövmek, aşırı dayak atmak: 'Kim ona yan bakarsa kemiklerini kırar, anasını ağlatırım.' -H. E. Adıvar.

Deyim: boynunu kırmak

Anlamı: hlk. çekip gitmek: 'Daha bir ay tutunamazlar, boyunlarını kırarlar deniliyordu.' -Ö. Seyfettin.

Deyim: boyun kırmak

Anlamı: saygı duyulan bir kimse karşısında, ayaktayken başı öne bükmek: 'Hürrem Hakkı, Ferhunde'nin önünde boyun kırdı.' -M. Yesari.

Deyim: burnu kırılmak

Anlamı: büyüklenemez duruma gelmek.

Deyim: burnunu kırmak

Anlamı: birini güç durumda bırakarak büyüklenmesini veya direnişini yok etmek.