Kelime: Kır
Anlamlar:
1. Beyazla az miktarda siyah karışmasından oluşan renk
Özelliği / Tipi / Türü: Isim
Örnek: "Gözlerinden, kırları artan sakalına bir iki damla yaş düştü."
2. Bu renkte olan
Özelliği / Tipi / Türü: Sıfat
Örnek: "Kır sakal. Kır at."
İçinde Kır geçen birleşik ve kökteş kelimeler: gök kır, koyu kır, bakla kırı, demir kırı, sıçan kırı, süt kırı, turna kırı
2. Şehir ve kasabaların dışında kalan, çoğu boş ve geniş yer, dağ bayır
Özelliği / Tipi / Türü: Isim
Örnek: "Araba tenha, düz yolda tıkır tıkır gidiyor, ara sıra kır kokuları getiren hafif bir rüzgâr esiyordu."
İçinde Kır geçen birleşik ve kökteş kelimeler: kır bekçisi, kır çiçeği, kır eğlencesi, kır gerillası, kır gülü, kır kahvesi, kır serdarı

Kır hakkında eş anlamlı kelimeler
Kır eş anlamlısı
kır kelimesinin eş anlamlı sözcükleri : Pislik , Şaibe , Leke

Kır hakkında zıt (karşıt) anlamlı kelimeler
Kır zıt anlamlısı
Kır kelimesinin zıt anlamlı sözcükleri : Sonuç bulunamadı!
Kır ile ilgili 4 örnek cümle
"Kır" kelimesini bir cümle içinde kullanmak gerekirse, aşağıdaki cümleler gerçek veya mecaz anlamı ile "Kır" kelimesinin cümle içinde kullanımına örnek gösterilebilir.
1. Saçımın kırları çoğaldı
2. Kır saçlı bir adamdı
3. Bizim kır bu yarışı kazanacaktır
4. Öğretmen bizi kıra götürecek
Diğer dillerde Kır
İngilizce: Country
Spanish: Pais
German: Brechen
French: Pays
Italian: Paese
Kır ile ilgili atasözleri
Aşağıda Kır hakkında ve içinde Kır kelimesi geçen, Kır ile başlayan veya biten atasözleri örnek olarak verilmiştir.
Atasözü: acı patlıcanı kırağı çalmaz
Anlamı: herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.
Atasözü: alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle kırı
Anlamı: biniciler doru ve kır donlu atları, sarı, al ve yağız renkli olanlardan daha üstün sayarlar, o nedenle at alırken seçimi ona göre yapmak gerekir.
Atasözü: altı aylık seyislikle kırk yıllık fışkı karıştırılmaz
Anlamı: bir işi tam öğrenmeden, inceliklerini kavramadan, ustalaşmadan o işte bilgiçlik taslanmaz.
Atasözü: altın tutsa toprak olur (altına yapışsa elinde bakır kesilir)
Anlamı: giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimsenin durumunu anlatan bir söz.
Atasözü: araba devrilince (kırıldıktan sonra, kırılınca) yol gösteren çok olur
Anlamı: iş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur.
Atasözü: ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne
Anlamı: bir kimsenin hep aynı şeyi veya hikâyeyi anlatması karşısında söylenen bir söz.
Atasözü: baba kırk oğul beslemiş, kırk oğul bir babayı beslememiş
Anlamı: baba kaç çocuğu olursa olsun, hiçbir ayrım yapmadan hepsine bakar, onları büyütür; çocukları ise yoksul ve yaşlı durumdaki babalarının bakımını 'sen bak, o baksın' gibi gerekçelerle bir türlü sağlayamazlar.
Atasözü: baş kırılır (yarılır) fes (börk) içinde, kol kırılır yen (kürk) içinde
Anlamı: aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır.
Atasözü: bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır
Anlamı: iyilik küçük de olsa unutulmaz.
Atasözü: bir adama kırk gün (deli dersen deli, akıllı dersen akıllı olur) ne dersen o olur
Anlamı: sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir.
Atasözü: bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış
Anlamı: bir insan bazen akla ve mantığa sığmayan bir iş yapar; yapılan iş, hiçbir kurala uymadığı için pek çok akıllı insan bunu düzeltmeye çalışır, fakat başaramaz.
Atasözü: bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı (hakkı) vardır
Anlamı: iyilik küçük de olsa unutulmaz.
Atasözü: biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz
Anlamı: birbirimizi çok yakından tanırız, onun öyle bir üstün durumu olmadığını biliriz.
Atasözü: çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane 'gelecek yıl' çıkmış
Anlamı: çiftçinin ürünü her yıl bir afete uğrar, o da hep gelecek yıla umut bağlar.
Atasözü: deveye 'inişi mi seversin, yokuşu mu?' demişler; 'düz yere mi (düze kıran mı) girdi?' demiş
Anlamı: bir işin kolay yapılabilmesi için bir yol varken zor yolu seçmek doğru olmaz.
Atasözü: dibi kırmızı mumla (bal mumuyla) mı çağırdım
Anlamı: üzerinde önemle durarak çağırmadım.
Atasözü: eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır)
Anlamı: bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez.
Atasözü: gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz
Anlamı: kolay kolay onarılamayacağı için bir kimsenin özellikle de dostlarımızın gönlünü kırmamaya özen göstermeliyiz.
Atasözü: gürültü istemeyen kazancı (bakırcı) dükkânına girmez (hırkasını başına çeker)
Anlamı: kafasını dinlemek isteyen kimse, gürültülü patırtılı işlerde görev almaz.
Atasözü: güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz
Anlamı: değerli olan yüz güzelliği değil huy güzelliğidir.

Kır ile ilgili deyimler
Aşağıda Kır hakkında ve içinde Kır kelimesi geçen, Kır ile başlayan veya biten deyimler örnek olarak verilmiştir.
Deyim: ağzı laf (lakırtı) yapmak
Anlamı: 1) kolay konuşma yeteneği olmak; 2) inandırıcı söz söyleme yeteneği olmak: 'Çok şükür, ağzı laf yapandan çok, eli işe yatkın aydınlara muhtaç olduğumuzu, anlar gibiyiz.' -A. İlhan.
Deyim: ağzından lakırtı (laf) almak (çekmek)
Anlamı: karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek: 'Ağzımdan lakırtı almak istiyorsun ama demeyeceğim.' -B. Felek.
Deyim: ağzından söz (laf, lakırtı) eksik etmemek
Anlamı: o sözü sürekli söylemek.
Deyim: ağzından (söz, lakırtı) dirhemle çıkmak
Anlamı: çok az veya zorla konuşmak.
Deyim: ağzını burnunu dağıtmak (kırmak, parçalamak)
Anlamı: aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.
Deyim: Ali kıran baş kesen
Anlamı: zorba.
Deyim: altın adını bakır etmek
Anlamı: kötü işler yaparak temiz ve parlak ününü karartmak.
Deyim: aykırı düşmek
Anlamı: uygun gelmemek, ters gelmek, ters düşmek: 'Yüzük ona biraz aykırı düşen bir parlaklıkla parmağında parlıyordu.' -T. Buğra.
Deyim: bakır çalmak
Anlamı: bakır kapta oluşan bakır tuzları nedeniyle yemek insanı zehirlemek.
Deyim: bel kırmak
Anlamı: kırıtmak, salınmak.
Deyim: belini kırmak
Anlamı: birini bir şeyi yapamaz duruma getirmek.
Deyim: bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek
Anlamı: çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.
Deyim: bir çift lakırtı etmek
Anlamı: kısa konuşmak: 'Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.' -M. Ş. Esendal.
Deyim: (birinin) cesaretini kırmak
Anlamı: yürekliliğini gidermek, korkutmak: 'Zekânız size yardım etmez, bilakis cesaretinizi kırar.' -R. H. Karay.
Deyim: (birinin) hatırını kırmak
Anlamı: üzmek, gücendirmek.
Deyim: (birinin) kemiklerini kırmak
Anlamı: birini çok dövmek, aşırı dayak atmak: 'Kim ona yan bakarsa kemiklerini kırar, anasını ağlatırım.' -H. E. Adıvar.
Deyim: boynunu kırmak
Anlamı: hlk. çekip gitmek: 'Daha bir ay tutunamazlar, boyunlarını kırarlar deniliyordu.' -Ö. Seyfettin.
Deyim: boyun kırmak
Anlamı: saygı duyulan bir kimse karşısında, ayaktayken başı öne bükmek: 'Hürrem Hakkı, Ferhunde'nin önünde boyun kırdı.' -M. Yesari.
Deyim: burnu kırılmak
Anlamı: büyüklenemez duruma gelmek.
Deyim: burnunu kırmak
Anlamı: birini güç durumda bırakarak büyüklenmesini veya direnişini yok etmek.
